logo
×
Tıbbi Terimler
İn Vitro Tetkik:
Bakınız: İn Vitro Assay
in vivo:
canlıda, yaşayan organizmada Bkz. İn-vivo
in vivo assay:
(onk) in vivo ortamda yapılan tetkik-tahlil Bkz. İn Vivo Tahlil, İn Vivo Test, İn Vivo Tetkik, İn-vivo Tahlil, İn-vivo Test, İn-vivo Tetkik
in vivo dosimetry:
(rt) vücut içi dozimetre çalışması
İn Vivo Tahlil:
Bakınız: İn Vivo Assay
İn Vivo Test:
Bakınız: İn Vivo Assay
İn Vivo Tetkik:
Bakınız: İn Vivo Assay
in-:
önek; -içinde, -içine
in-vitro cell culture technique:
(onk) in-vitro hücre kültür tekniği
inactivated poliovirus vaccine:
poliovirus aşısı Bkz. inaktif polio aşısı
İnactive Polio Vaccination:
Bakınız: İnaktif Polio Aşısı
İnactive Tuberculosis:
Bakınız: Healed Tuberculosis
inaktif:
işlemez, çalışmaz, durgun
İnaktif Çocuk Felci Aşısı:
Bakınız: İnaktif Polio Aşısı
İnaktif Polio Aşısı:
Aşı takvimine göre 2.inci ayda, 4.üncü ayda, 6.ıncı ayda ve 18.inci ayda, beşli karma aşının içerisinde yapılan aşı Bkz. İnactive Polio Vaccination, İnaktif Çocuk Felci Aşısı, İPA, İPV, İnaktif Polyo Aşısı
inaktivasyon:
hareketsizlik, etkisizlik, çalışmazlık
inborn reflex:
şartlı olmayan refleks
incarial bone:
os interparietale, interparietale bone Bkz. os interparietale, interparietale bone
incasing cell:
Bakınız: cover cell
ince bağırsak:
Mide ile çekum arasında kalan, duodenum, jejunum ve ileum adlı üç parçadan oluşan, sindirim sistemi bölümü Bkz. small intestine, intestinum tenue
ince bağırsak villusu:
Bakınız: villus intestinalis
İnce Hastalık:
Bakınız: tüberküloz
İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi:
Bakınız: Aspirasyon biyopsisi
İnce İğne Aspirasyonu:
Bakınız: Aspirasyon biyopsisi
ince iğne transhepatik kolanjiyografi:
çok ince, son derece esnek bir çelik iğne vasıtasıyla gerçekleştirilen transhepatik kolanjiyografi Bkz. fine needle transhepatic cholangiography, FNTC, ince iğneli transhepatik kolanjiyografi
ince iğneli transhepatik kolanjiyografi:
Bakınız: ince iğne transhepatik kolanjiyografi
İnce raller:
İnspirasyonun sonunda duyulan, öksürünce kaybolmayan, kısa süreli yüksek volümlü çıtırtı benzeri ince sesler.

Bronşiolit, bronkopnömoni, konjesyon, atelektazi gibi akciğer patolojilerinde duyulur. Bkz. Fine Crackles, Fine Crackels
incebağırsak villusu:
Bakınız: villus intestinalis
incidence:
insidans; sıklık; belirli bir hastalığa ait yeni vakaların ortaya çıkış sıklığı
incidence rate:
belli bir süre boyunca bir nüfus içindeki yeni vakaların oranını ifade eden kesir
incidency:
Bakınız: insidans
incidental parasite:
Bakınız: accidental parasite
İncik:
Bakınız: Baldır
incipient cataract:
Bakınız: immature cataract
İncir Dermatiti:
Ham incir veya incir yapraklarının sütü ile temas eden deride UVA etkisiyle ortaya çıkan, Furokumarin adlı ışığa duyarlandırıcı bir madde sebebiyle meydana gelen fototoksik bir reaksiyondur. Bkz. dermatitis figus carica
incised wound:
kesici bir aletle oluşmuş yara
incision:
(c) ensizyon
İncisional Biopsy:
Bakınız: İnsizyonel Biyopsi
incisive bone:
Bakınız: Os İncisivum
incisive canal cyst:
nazopalatin kanalın epitel kalıntılarının çoğalmasından kaynaklanan, kesici kanal (canalis incisivus) içinde veya yakınında oluşan, maksiller gelişim kistlerinden en sık görüleni Bkz. median anterior maxillary cyst, nasopalatine duct cyst
incisive papilla:
Bakınız: papilla incisiva
İncisive Suture:
Bakınız: Sutura İncisiva
incisor:
1. kesici, kesmeye uygun.
2. kesici diş (incisor tooth, dens incisivus) Bkz. kesici
incisor teeth:
Bakınız: dens incisivus
incisor tooth:
Bakınız: dens incisivus
incisors:
Bakınız: dens incisivus
incisura:
1. Herhangi bir yapının kenarındaki girinti.
2. Doğrusal bir çizimde pozitif veya negatif, kısa, dar, V şeklinde herhangi bir sapma. Bkz. çentik, notch, emargination, incisure, incissura
incisura angularis:
midenin küçük eğriliğinde (curvatura minor) bulunan, mide gövdesi (corpus) ile antrum (pilor) arasındaki birleşme noktasını işaretleyen anatomik bir çentik Bkz. angular incisure
incisura jugularis:
1. Sternumun üst kenarındaki büyük çentik (incisura jugularis sternalis).
2. Temporal kemiğin petröz kısmının juguler çentiği (incisura jugularis ossis temporalis)
3. Oksipital kemiğin juguler çentiği (incisura jugularis ossis occipitalis) Bkz. juguler çentiği, juguler çentik, jugular incissure
incisura jugularis ossis occipitalis:
oksipital kemiğin juguler çentiği Bkz. jugular notch of occipital bone
Ezber Modu: Açık
?
Ezber modu, kategorideki terimlerin açık yazılıp, anlamlarının gizlendiği, böylece sayfanın ezber kartı olarak kullanılmasını sağlayan yeni bir uygulamadır.
Kategori başlığının sağ yanında göreceğiniz butona tıklayarak ezber modunu açıp kapatabilirsiniz.
Butonun bu şekilde gözükmesi ezber modunun açık olduğunu gösterir.
Butonun bu şekilde gözükmesi ezber modunun kapalı olduğunu gösterir.
Ezber modu, varsayılan olarak açık gelir. Bu modu kullanmak istemiyorsanız, butona tıklayarak bir kez kapatmanız yeterlidir. Sonraki sayfalarda seçiminiz hatırlanarak, tekrar tekrar seçim yapmanıza gerek kalmayacaktır.
Ezber modu kapalı iken kategori sayfası "terim: terim açıklaması" şeklinde sıralı bir kitap gibi görünmektedir. Ezber modu açık iken sadece "terim: " gözükür, karşısında yer alması gereken açıklama gözükmez.
Terime veya açıklama olması gereken boş alana tıklanınca açıklama görünür hale gelir. Ayrıca, link aktif hale geldiğinden, artık terim üzerine tıklanınca, o terimin detay sayfasına ulaşılabilir.
A
B
C
D
E
F
G
H
İ
J
K
L
M
N
O
P
Q
R
S
T
U
V
W
X
Y
Z