logo
×
Tıbbi İngilizce
assuming:
farzederek, ...olduğunu düşünürsek
assumption:
varsayım, hipotez
assurance:
1. güvence, söz, garanti, emin olma, kesinlik
2. kendinden emin olma, özgüven
3. sigorta (özellikle hayat sigortası) Bkz. certainty, confidence, guarantee, insurance, promise
assure:
güvence vermek, emin etmek, garanti etmek
assured:
güvence altına alınmış, emin, garantili
assuredly:
güvenle, emin bir şekilde, kesinlikle, şüphesiz, kuşkusuz
assuredness:
1. kendinden eminlik, güven, özgüven
2. kesinlik, emniyet Bkz. certainty, confidence, poise, security, self-possession
astonish:
şaşırtmak, hayrete düşürmek, afallatmak
astonished:
şaşırmış, hayrete düşmüş, afallamış Bkz. amazed, astounded, shocked, stunned, surprised
astonishing:
şaşırtıcı, hayret verici, akıl almaz Bkz. amazing, astounding, incredible, stunning, surprising
astonishingly:
şaşırtıcı bir şekilde Bkz. amazingly, astoundingly, incredibly, surprisingly, unexpectedly
astonishment:
şaşkınlık, hayret, büyük şaşırma Bkz. amazement, awe, bewilderment, surprise, wonder
astound:
büyük şaşkınlığa uğratmak, hayrete düşürmek, dona bırakmak Bkz. amaze, astonish, shock, stagger, stun
astounded:
büyük şaşkınlığa uğramış, dona kalmış, hayretler içinde kalmış Bkz. amazed, astonished, shocked, staggered, stunned
astounding:
büyük şaşkınlık yaratan, donduran, akıl almaz Bkz. amazing, astonishing, incredible, staggering, stunning
astoundingly:
şaşılacak derecede, çok büyük bir şaşkınlıkla, akıl almaz biçimde Bkz. amazingly, astonishingly, incredibly, staggeringly, unexpectedly
asunder:
parça parça, ayrı, darmadağınık Bkz. rent asunder, torn asunder
at:
-de, -da
at least:
hiç olmazsa, en azından Bkz. if nothing else, minimum of
at most:
en fazla, taş çatlasın, azami
at the beginning of:
Bakınız: at the onset of
at the conclusion of:
bir şeyin sonunda, bitişinde Bkz. at the end of
at the end of:
Bakınız: at the conclusion of
at the onset of:
-ın başlangıcında Bkz. at the beginning of, at the outbreak of, at the start of
at the outbreak of:
Bakınız: at the onset of
at the start of:
Bakınız: at the onset of
athlete:
atlet, sporcu
atmosphere:
Bakınız: air
attach:
  1. bağlamak, tutturmak, eklemek
  2. önem vermek, atfetmek
Bkz. attribute, connect, fasten, link
attachment:
1. Teknolojide; ek, eklenti
2. Psikolojide; bağlanma, aidiyet, sevgi bağı
3. Teknik-mekanikte; aparat, parça, donanım
attack:
  1. saldırmak, hücum etmek
  2. kriz, nöbet, atak
Bkz. assault, fit, seizure, strike
attain:
ulaşmak, erişmek, elde etmek Bkz. accomplish, achieve, obtain, reach
attainder:
  1. elde eden, manevi ölüm
  2. hak mahrumiyeti, sivil hakların ve mülkiyetin kaybı
Bkz. condemnation, forfeiture, outlawry
attempt:
  1. kalkışmak, yeltenmek, denemek
  2. girişim, teşebbüs, deneme
Bkz. effort, endeavor, trial, try, venture
attend:
  1. katılmak, hazır bulunmak
  2. ilgilenmek, bakmak
Bkz. accompany, heed, join, mind, participate
attendance:
  1. katılım, devamlılık
  2. hazır bulunanlar, katılımcı sayısı
  3. bakım, hizmet, refakat
Bkz. appearance, assistance, presence, turnout
attendant:
görevli, hizmetli, refakatçi, eşlik eden Bkz. assistant, companion, escort, helper
attention:
dikkat, özen, ilgi gösterme
attentive:
  1. dikkatli, özenli, kulak kabartan
  2. ilgili, alakadar, nazik
attitude:
1. tavır, tutum, yaklaşım, zihniyet
2. duruş, pozisyon; vücudun duruş özellikleri, postür.
3. (argoda) kibir, küstahlık
3. (jinekolojide) fetüsün baş, gövde, kol ve bacaklarının duruşu ve vücut yapılarıyla olan konumunun incelenmesi. Bkz. approach, outlook, position, stance, view
attitude of gratitude:
Bakınız: gratitude attitude
attract:
çekmek, cezbetmek, ilgisini toplamak Bkz. allure, appeal, fascinate, induce
attractive:
çekici, alımlı, cezbedici, cazip, ilgi çekici Bkz. alluring, appealing, captivating, charming, tempting
attractiveness:
çekicilik, cazibe
attribute:
  1. atfetmek, bağlamak, yormak
  2. özellik, nitelik, hususiyet
Bkz. ascribe, assign, characteristic, credit, feature, impute, property, quality, trait
attribution:
  1. atıf, nedenselleştirme, bir sebebe bağlama
  2. aidiyet, kaynak gösterme
Bkz. accreditation, ascription, assignment, credit, distribution, imputation
auction:
  1. müzayede, açık artırma
  2. açık artırmada satmak
Bkz. public sale, sale, vendue
audience:
  1. izleyici, seyirci
  2. okuyucu kitlesi, dinleyici
  3. görüşme, huzur
Bkz. listener, public, reader, spectator, viewer
audio:
  1. ses, ses ile ilgili, işitsel
  2. ses kaydı, ses dosyası
Bkz. acoustic, auditory, aural, sound
audition:
1. işitme duyusu, sesi algılama yeteneği; havadaki ses dalgalarının elektriksel sinyallere dönüştürüldüğü ve bu sinyallerin sinir uyarıları olarak beyne gönderilerek orada yorumlandığı bir dizi olay
2. ses sınavı, seçme, deneme çekimi Bkz. call-back, hearing, işitme, screen test, tryout
Ezber Modu: Açık
?
Ezber modu, kategorideki terimlerin açık yazılıp, anlamlarının gizlendiği, böylece sayfanın ezber kartı olarak kullanılmasını sağlayan yeni bir uygulamadır.
Kategori başlığının sağ yanında göreceğiniz butona tıklayarak ezber modunu açıp kapatabilirsiniz.
Butonun bu şekilde gözükmesi ezber modunun açık olduğunu gösterir.
Butonun bu şekilde gözükmesi ezber modunun kapalı olduğunu gösterir.
Ezber modu, varsayılan olarak açık gelir. Bu modu kullanmak istemiyorsanız, butona tıklayarak bir kez kapatmanız yeterlidir. Sonraki sayfalarda seçiminiz hatırlanarak, tekrar tekrar seçim yapmanıza gerek kalmayacaktır.
Ezber modu kapalı iken kategori sayfası "terim: terim açıklaması" şeklinde sıralı bir kitap gibi görünmektedir. Ezber modu açık iken sadece "terim: " gözükür, karşısında yer alması gereken açıklama gözükmez.
Terime veya açıklama olması gereken boş alana tıklanınca açıklama görünür hale gelir. Ayrıca, link aktif hale geldiğinden, artık terim üzerine tıklanınca, o terimin detay sayfasına ulaşılabilir.
A
B
C
D
E
F
G
H
İ
J
K
L
M
N
O
P
Q
R
S
T
U
V
W
X
Y
Z