deneyim, tecrübe; yaşantı, yaşanmışlık; olay, yaşanan şey. deneyimlemek, tecrübe etmek; yaşamak, görmek, hissetmek. ADMiN
She has years of experience in the marketing industry.Pazarlama sektöründe yıllarca deneyimi var. ADMiN
Traveling alone was a life-changing experience for him.Yalnız seyahat etmek onun için hayatını değiştiren bir deneyimdi. ADMiN
The country experienced a severe economic crisis last year.Ülke geçen yıl ciddi bir ekonomik kriz yaşadı. ADMiN