- yakından, dikkatlice (gözlemlemek, incelemek, takip etmek)
- yakın mesafede, yan yana (fiziksel olarak)
- sıkıca, aralıksız (ilişki, bağ, benzerlik)
- titizlikle, özenle (çalışma, kontrol)
The detective examined the evidence closely to find any clues.Dedektif, herhangi bir ipucu bulmak için delilleri yakından inceledi.
Watch closely and you'll see how the trick is done.Dikkatlice izle, numaranın nasıl yapıldığını göreceksin.
Benzer terimler: