The jury decided to acquit the defendant due to lack of evidence. Jüri, delil yetersizliğinden sanığı beraat ettirmeye karar verdi. ADMiN
The court acquitted her after the new witness came forward. Yeni tanık ortaya çıkınca mahkeme onu beraat ettirdi. ADMiN
She acquitted herself of any responsibility for the failure.Başarısızlıkla ilgili her türlü sorumluluktan kendini akladı. ADMiN
He tried to acquit himself by explaining his actions.Davranışlarını açıklayarak kendini aklamaya çalıştı. ADMiN